Secret Love!- Gizli aşk 1. Bölüm | Asya film izle, Kore dizi izle, Anime izle,Japon dizileri,Kore dizi seyret,Kore dizileri, Kore dizisi izle,Uzakdoğu Filmleri |
Sitemizde şuan toplam 26484 film bulunmaktadır.

Secret Love!- Gizli aşk 1. Bölüm

0
( Yüksek Kalite )

 

Adam aldığı darbeyle yere yığıldı.
Kim hung hala sinirine hakim olamıyordu. Yerdeki adamı kaldırmaya çalışan güvenlik görevlileri ise nerdeyse bi saattir dayak yiyen adamın sonunu merak içinde bekliyorlardı.

Kim hung bikaç yumruğuyla daha yere yığdığı adama bağırarak konuşmaya devam etti.

“Kalk… Sana hemen yerden kalkmanı söyledim. Bayılmış numarası yapıp benden kurtulacağını sanıyorsan çok büyük bi yanılgı içine girersin. Daha bu yaptıklarım yaşayacaklarının yarısı bile değil. Demek bana kazık atabileceğini düşündün. Sonrada öylece sessizce kaçıp gidebileceğini. Bide bana oyun kurduğun adama bak. Ona güvenip bana tuzak kurmak haa! Seni küçük beyinli solucan. “

dedi ve sustu.

İşe gireli bi hafta olan güvenlik görevlisi Kim Hyung’un daha dün gece şen kahkahalarla beraber yemek yediği bu adamı nasıl olupta bugün bu denli dövebildigine şaşıp kalmıştı doğrusu.

Yerde kanlar içinde yatan adam Kim Hyung’un yaptığı otel inşaatındaki ortağı Bay Jeon sung’du.

Korumalardan biri

“ne gaddar adam “

diye Kim Hyung hakkında düşünmeye başladığı anda
Kim Hyung bi tekme daha salladı yerde yatan ortağının karnına. Bütün bu hengamenin içinde yandaki masaya yaslanarak ellerini birleştirmiş bekleyen avukat Park Le on sadece olan biteni izlemekle yetiniyordu. Durduğu yerde kılı bile kıpırdamıyordu.

Kim Hyung’un ona seslenmesiyle olduğu yerden doğrularak yanıt verdi. Kim Hyung…

“istediğim evrakları hazırladın mi? “

diye sorunca Park Le on yanında duran evrak çantasından çıkardığı evrakları Kim Hyung’a uzattı.

Kim Hyung ise aldığı kağıtlara şöyle bi göz gezdirdikten sonra adamları tarafından yerden zorlada olsa kaldırılan ortağına bakarak sadece…

“imzala…”

dedi ama ortağı onca olan bitene rağmen hala o kağıtları imzalayıp imzalamama arasında kararsızdı. Anlamadigi şeyse bu saatten sonra o kağıtları imzalamaktan başka hiçbir çaresinin olmamasıydı.

Kim Hyung adamın gözündeki tereddütü görür görmez yeni oturmuş olan ortağına bi yumruk daha salladı. Ve olduğu gibi tekrar yere devirdi. Bu arada adamın açılan kaşı, patlayan dudağı, burnuna aldığı darbeyle moraran gözleri yani tam komalık haldeydi. Ama kim Hyung kendine, düzenbazin biri ile anlaşıp oyun oynayan bu adamı asla affedecek yapıda biri değildi. Ve tekrardan bagirarak isteğini yineledi.

“imzala şunları lanet olası. Hemen … Burda senin keyfini bekleyecek değilim. Eğer yaşamak istiyorsan bir an önce dediğimi yapsan iyi edersin. Yoksa bu binaya giripte çıkmayan insanlar arasına sende katılırsın. “

adam Kim Hyung’un ne kadar korkunç biri olduğunu biliyordu zaten ve bi anlık gafletle ve onu geçme hırsıyla bu işlere bulaşmıştı. Şimdi hiçbirşeyin telafisi yoktu. Tek kurtuluşu önünde duran kağıtları imzalamaktı. Kim Hyung’un adamının uzattığı kalemi titreyen eliyle uzanıp aldı. Ve önündeki kağıtlara son bi kez bakıp okumasa bile içeriğinin ne hakkında olduğunu bildiği halde tek tek imzasını attı.

Imzaladığı her kağıt onun hem bu ortaklıktan hemde otelle ilgili ne kadar yetkisi hissesi varsa onlardan feragat ettiğini resmi olarak belli eden belgelerdi. Mührünüde bastıktan sonra artık bütün
Herşey tamamen ellerinin arasından uçup gitmişti. Ilk tanıştıkları anda yaşından dolayı kolay lokma olarak gördüğü Kim Hyung’a elinde ne var ne yok kaptırmıştı.

Kim hyung az önce imzalanan kağıtları yavaşça eline aldı ve yavaşça dönüp Park le on’a göstererek …

“kimse bana kazık atamaz. Eğer yeltenirsede cezasını çeker. “

deyince Park Le on sadece küçük bi tebessüm etmekle yetindi.

Kim Hyung elindeki kağıtları Park le on’a uzatıp hemen işleme koymasını söyler söylemez tekrardan eski ortağına dönüp …

“ve sen… Bugün … Bu şehirden, bu ülkeden defolup gideceksin. Yoksa… Sana dair ne varsa …buna ailende dahil … Hepsini yok ederim…”

adam canını kurtardığına şükreder bi halde korumaların kolunda odayı terk etti.

Kim Hyung’un tahammül edemediği tek şey ona yalan söylenmesi verilen sözlerin tutulmamasıydi. Bu adam bu iki seyide yaptığı için çoktan sınırları aşmıştı.

Odadaki herkes çıkınca kapıyı yavaşça kapatan Park Le on Kim Hyung’a dönerek…

“bu yaşta bu kadar sinir sencede fazla değil mi? “

diye sordu. Kim Hyung ise aynı kararlılıkla cevap verdi.

“öldürtmedigime dua etsin. O it. “

az sonra kapıyı tıklatarak odaya giren adamı eski ortağının binadan çıkarıldığını söyledi. Bu arada Kim Hyung ise elini yüzünü çekmeden çıkardığı ıslak mendillerle silmeye çalışıyordu. Adamın bütün kanı üstüne sıçramışti. Hemen masanın üstünde duran telefonun ahizesini kaldırdı ve sekreterine odayı temizletmesini emretti. Telefonu kapatınca oturduğu yerden ayağa kalkıp avukat Park Le on ile o odadan ayrılıp gerçekte kullandığı odasına yöneldiler. Bu arada hala üstünü başını silmeye çalışıyordu ama bir türlü istediği gibi temizleyemiyordu.

Park leon’a dönüp…

“bu böyle olmayacak sen odaya geç ben geliyorum birazdan… “

dedi ve hemen üst kattaki özel suitine gitti.

Odaya girer girmez kravatın i sıyırdı attı, gömleğinin düğmelerini açtı, pantolonunu çıkardı ve kendini sıcacık duşun altına atıverdi. Akan suya karışan kanın rengini gördükçe yeniden siniri tepesine çıkıyordu. O haldeyken bile

Hala içten içe adama saydırmaya devam etti durdu.

“şerefsiz… Dua etki bu kadarıyla kurtuldun… Demek bana kazık atarsın… pislik…”

banyodan çıktığı anda ise gene siniri tepesine çıktı. Tam havlusunu sarinmiş banyodan çıkarken kat görevlisiyle karşılaştı. Kadın hergün o saatte temizlerdi odayı. Kim Hyung’un odada olduğunu bilse zaten girmeye değil önünden geçmeye cesaret edemezdi. Ama olmuştu bi kere Kim Hyung’un

“ne işin var burda be kadın… Çabuk çık dışarı… “

diyen sesiyle gördüğü yarı çıplak patronunun karşısında afallayan bu orta yaşlı kadın kekeliyerekte olsa durumu izah etmeye çalışsada Kim Hyung daha da sertleşerek

“hala karşımda dikilip duracağına defol çık şu odadan “

diye tekrar bağırdı. Kadın binlerce özür kıyamet elindeki kurutemizleden getirdiği kıyafetleride yatağın üstüne koyup odadan çıktı. Kim Hyung hala söyleniyordu.

“Hepmi beni bulup bunlar… “

yapı itibariyle zaten çalışma ortamında çok gergin ve sinirli olan ve bu nedenlede korkulan Kim Hyung bugün dahada fazla sinirliydi.

Çünkü hem işyerindeki sorun hemde evdeki anma merasimi onu daha da gergin yapmıştı.

“işin yoksa şimdi bide eve git ve bizim ihtiyarla uğraş. “

dedi ve üstünü giymek için dolaba yöneldi.

Kim Hyung 30 yaşında, zekası işteki kıvraklığı, büyük sorunlara pratik ama uzun vadede kar getiren çözümleriyle 8 senedir iş dünyasının içinde kendine sağlam bi yer kurmuştu. Bu varlığın hepsi babadan kalmaydi ama oda çalışıp dahada iyi yerlere getirmişti. Babası 8 sene önce kalp krizi geçirince henüz 22 yaşında olmasına rağmen hem şirketin başına geçmiş hemde okulunu bitirmişti. Çok disiplinli hırslı ve oldukçada sınırlı biriydi. Hatta bazen onu vicdansız olarak nitelendirenler bile oluyordu. Konu iş hayatı olunca kimsenin gözünün yaşına bakmaz ve gerektiği gibi davranırdı.

Kalbi sanki betonarme bi yapıydi. Kimseyi kolay kolay hayatına sokmaz ve kimsedende arkadaşlık sevgi beklemezdi.

Bugün annesinin ölüm yıldönümüydü. Evde akrabalar arasında bi anma merasimi yapılacaktı. Aslında sabahtan mezarının

Ziyaret etmesi gerekiyordu her yıl ailecek yaptıkları gibi ama bugün işi bahane edip kaytarmıştı.

Annesiyle çokta yakın değillerdi. Zaten o çok küçükken vefat etmişti. Onun hakkında hatırladığı tek şey sevgi yoksunu bakışları ve soğuk tavırlarıydı. Küçükken bu duruma ne kadar üzülüp ağladığı aklına geldikçe kendi kendine acayip derecede sinirleniyordu. Hatta…

“ne salakmışım. Kimse kimseyi sevmek zorunda değilki bu hayatta yaptığım en büyük hata bu olsa gerek annem dahi olsa bi kadından sevgi beklemek . Anne bile olsa kimse kimseyi sevmek zorunda değil… “

eve gitme nedeni aklına gelince beyninin içinde oluşan bu düşünceleri hemen bi kenara attı ve matem havasına bürünmek için siyah gömleğiyle beraber siyah takımını giydi. Ve aşağı ofisine inmek için odadan çıktı.

Ofisine girdiğinde Park Leon hala onu bekliyordu. Leon hem avukatı hemde belkide bu dünyadaki tek arkadaşıydı. Universtede ayrı bölümlerde okumuş olmalarına rağmen yaptıkları bi proje onları bi araya getirmiş ve samimi olmalarına neden olmuştu. Aslında Park Leon, Kim Hyung’un bu düz mantık hayatına tahammül edebilen tek arkadaşı desek daha doğru olur. Park Leon merasimden ve Kim Hyung’un gitmek istemeyişinden haberdar olduğu için birazda takılarak…

“Geç kalmadınmi sen? “

deyince Kim Hyung saatine bakıp gülerek…

“Ne kadar geç gidersem benim için o kadar iyi. Ama baya geç kalmışım şimdi çıksam anca giderim. Babamın bitmek bilmeyen vaazlarıda o buz gibi evde beni çok özlemiştır. “

dedi ve ofisten çıkıp Park Leon’la birlikte asansörün önüne geldiler. Asansörü çağırıp beklemeye başladılar. Park leon…

“bende seninle çıkayım. En azından eve erken gitmiş olurum. “

dedi demesine ama asansörün kapısı açılınca karşısında gördüğü kişiyle attığı adımı geri çekip bi sonraki asansörle ineceğini belirterek Kim Hyung’u ordan uğurladı.

Park leon’un binmemesinin nedeni Ji Eun’dan başkası değildi. Kim Hyung’un tam 5 senelik güzeller güzeli metresi. Asansörün kapısı kapanır kapanmaz Ji Eun , Kim Hyung’un önüne geldi ve …

“tüm gün seni
Bekledim. Bi yarım saat dışarı çıktım sen gelip gitmişsin. “

dedi. Kim Hyung’sa yüzünde munzur bi gülümsemeyle …

“işlerim var biliyorsun. “

diye cevap verdi. Ama Ji Eun elini Kim Hyung’un yüzünde gezdirerek…

“sen ve senin bitip tükenmek bilmeyen işlerin beni deli ediyorsunuz. “

Kim Hyung anlamıştı. Ji Eun gene küçük bi oyun oynamak istiyordu. Yüzündeki gülümsemeyi dahada munzur bi hale getirip önünde duran Ji Eun’un yüzünde dolanan elinden kavrayıp asansörün duvarına yapıştırdı.

“ben ve benim işlerim… Benimle beraber olmak istiyorsan buna katlanacaksın başka çaren yok…”

dedi ve saçlarından tutarak yüzünü eğdirdigi Ji Eun’u ateşli bi şekilde öpmeye başladı.

Asansör garaj katına gelene kadar bu ateşli öpüşme devam etti.

Kapısı açılan asansörden inen Kim Hyung hiç arkasına bakmadan sadece Ji Eun’un geri gelecekmisin sözüne cevaben sağ elini kaldırıp yavaşça salladı. Yüzünde tatmin olmuş bi gülümsemeyle. ve şoförünün açtığı kapıdan arabasına binip garajdan çıktı. Ji Eun’se asansörün içinde dağılan saçlarını ve üstünü başını düzlemekle meşguldü.

Şehir merkezine 1 saatlik uzaklıkta olan malikanenin önüne geldiklerinde güvenlik görevlileri koşarak gelip kapıyı açtılar. Ve devasa bir bahçenin ortasına yapılmış büyüleyici malikaneye doğru arabayla ilerlemeye başladı. Kim Hyung. Içinden sadece bu evle ilgili şu sözler geçiyordu.

“ne kadar büyük ve pahalı bir mezar. “

malikanenin önüne geldiğinde derin bi nefes alıp şoförünün açtığı kapıdan aşağı indi. Onu kapıda karşılayan ise bu evde sevdiği tek insan olan Kahya Jeen Mi’ydi. Onu görünce azda olsa yüzüne yayılan tebessümle birbirlerini uzun zamandan beri görmüyor olmanın kelimelere dökülmesi ile başlayıp hal hatır sormayla devam eden kısa bi sohbet ettiler. Kahyanin

“özledik sizi daha çok gelin lütfen”

sözü Kim Hyung’un şakaya vurarak babasının ona beslediği sevginin özlemek kelimesiyle aynı cümlede kullanılacak kadar büyük olmadığını bildiğini düşündürsede genede kahyaya sadece

“gerçekleri biliyorum artık. Bu yüzden kimseden sevgi
Beklemiyorum artık. O yüzden kendini zorlama… “

desede kahya biraz daha üsteleyince

Kim Hyung kahyaya dönüp

“bu hayatta beni güldürebilen tek insan sensin… Ama şimdi gülmenin yeri değil biran evvel şu cehennemin içine girip şu anma törenini atlatalım bakalım. “

dedi ve kahyanin açtığı kapıdan yavaş adımlarla malikanenin içine girdi.

Evin içi baştan aşaga antikalarla dolu tarih kokan bi evdi. En aşağı yüz yıllık eşyaların arasından geçerken bu eşyaları kullanan diğer kişilerinde kendileri kadar mutsuz bi hayat geçirip geçirmediklerini düşünmeden edemiyordu Kim Hyung.

Bu düşüncelerle salona geçti. Annesinin resmi önünde hazırlanan tören yemeklerini ,meyvaları, mumları gördü. Saygıyla önünde eğildi. Ve babasının sağ yanındaki yerini aldı. Kim Hyung karşısında duran annesinin resmine her baktığında içi ürperiyordu. Resmi bile öfke nefret ve acı doluydu. Intihar etmiş olması onu bu dünyada kendi acıları uğruna yapayalnız bırakıp gitmiş olmasını hala kabullenemiyordu. Ne olursa olsun bi annenin buna hakkı yoktu. Ama çocuğunu hiç sevmeyen bi anne için bu kabuledilebilir birşey olsa gerekti.

Tören bittikten sonra giden misafirlerin ardından baba oğul çalışma odasına geçti. Bay Kim jon ra’nin işi bahane edip açmaya çalıştığı muhabbet Kim Hyung’un verdiği kısa cevaplar yüzünden hedefine ulaşamadan yarı yolda polis çevirmesine takılan araba gibi kalıveriyordu. Oğluna şirketi bırakmıştı ama şirkette her an haber aldığı adamları vardı ve bugünkü olayıda çoktan haber almıştı.

Babasının

“biz mafya değiliz. Ben sen işleri zekanla hallet diye oraya koydum yumruğunla değil. “

deyince Kim Hyung’ta aynı şekilde cevap verdi.

“sen bunları dert etme. Bana kim nasıl davranıyorsa öylede karşılığını alır. Bunları düşünüpte kafanı takma sadece bu ay sonundaki hissedarlar toplantısına gel yeter. “

dedi ve babasının yemeğe kal teklifini kibarca reddedip arabasına binerek yol almaya başladı. Aslında karnı zil çalıyordu ama kendini boğan geçmişin karanlık izlerini taşıyan bu evden biran evvel çıkmak istiyordu.
Araba malikanenin çıkış kapısına yaklaşınca şoför aniden durdu. Kim Hyung şoförün anlattığı olayı duyunca

“in bi bak bakalım ne oluyo orda. “

şoförün inmesinin üstünden on dakika geçmesine rağmen halen kapıdaki tartışma sürüyordu…

Kim Hyung’da ister istemez sinirle aşağıya indi.

Genç bi kız resmen kapıdaki korumaların boynuna yapışmış

“içeri mutlaka girmem lazım bırakın beni…”

diye feryad ediyordu. Kim Hyung daha fazla dayanamadı ve

“Ne oluyo burda. Bu rezillikte ne böyle. Daha paçoz bi kızla başedemezken bide kendinizi koruma diyemi adlandırıyorsunuz siz. Atın dışarı gitsin onunlami uğraşıcaz daha olmadı polis çağırın bunun gibiler polisten çekinir. Işinizi benmi öğreteceğım size …”

diye bağırarak korumaları azarladı.

1.blm sonu

1.blm sonu

 

Processing your request, Please wait....
17
Etiketler: avukat, dayak, denli, diye, kore dizi izle, masaya, merak, onca, Secret Love!- Gizli aşk, Secret Love!- Gizli aşk aslıhan, Secret Love!- Gizli aşk kore hikayesi, yatan, yemek, yere,
FILM BILGILERI 2 sene önce eklendi
Secret Love!- Gizli aşk 1. Bölüm

  Adam aldığı darbeyle yere yığıldı. Kim hung hala sinirine hakim olamıyordu. Yerdeki adamı kaldırmaya çalışan güvenlik görevlileri ise nerdeyse bi saattir dayak yiyen adamın sonunu merak içinde bekliyorlardı. Kim hung bikaç yumruğuyla daha yere yığdığı adama bağırarak konuşmaya devam etti. “Kalk… Sana hemen yerden kalkmanı söyledim. Bayılmış numarası yapıp benden kurtulacağını sanıyorsan çok büyük […]

Tür: Secret Love!

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

BENZER FILMLER
YORUMLAR Yorum Yapmak Istermisiniz ?

 

“Secret Love!- Gizli aşk 1. Bölüm” filminde 10 Yorum bulunuyor.
  1. kahi - 2 sene önce demiş ki:

    Güzel Bir Hikaye …

  2. esha - 2 sene önce demiş ki:

    unnim yine çok güzel bir yazı when the name of love den sonra en beğendiğim hikayen :D

  3. asliinda - 2 sene önce demiş ki:

    Çok teşekkür ederim.. desteğinizi yanımda hissetmek en güzeli..

  4. asliinda - 2 sene önce demiş ki:

    çok teşekkür ederim.. desteğinizi her zaman yanımda hissetmek beni onurlandırıyor.. kaldı ki profesyonelce yazılmış bir hikaye bile değil.. “aslıhan

    • Xdakman - 2 sene önce demiş ki:

      Sayın Aslı Siteye Kattıgınız Deger Yeterli İster Profesyonelce Olsun İster Amatörce Olsun Siteye Gösterdiginiz Deger ve İlginiz Bizi Cok Mutlu Ediyor! Başarılarının Devamını Dilerim!!!

  5. Xdakman - 2 sene önce demiş ki:

    Yeni Fikir ve Düşünceleriniz için Teşekkür Eder Başarılarınızın Devamını Dilerim. Bu Site Sizin İçin Vardır ve Sizin İçin Var Olacaktır!!! (Yönetim)

  6. Yoo Yi - 2 sene önce demiş ki:

    Tek kelimeyle harika…ellerine aklına sağlık ^^

  7. valheru - 2 sene önce demiş ki:

    Yahu nerdeyse video yok diye kaldırıyodum konuyu. Bi haber verin bana hikaye kategorisi açıyoruz diye. :)
    Hikaye iyi güzelde bu isimleri kafada tutmak benim gibi acemiler için zor yahu.

  8. Noble Kore Yıkdızı - 2 sene önce demiş ki:

    Canım süpersin kanatsız meleğim harikaydın bayılıyorum senin hikayelerine dizi izlemekden farkın yok ellerine yüreğine sağlık canım başarılarının devamını canı gönülden diliyorum bitanem <3 ;)

  9. KIB - 2 sene önce demiş ki:

    diger hikayelerin gibi bu da muthis ti